EDİRNE TANITIMI

Get the Flash Player to see this player.

SAAT

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBUGUN42
mod_vvisit_counterDÜN187
mod_vvisit_counterBU HAFTA229
mod_vvisit_counterGEÇEN HAFTA987
mod_vvisit_counterBU AY3606
mod_vvisit_counterGEÇEN AY6503
mod_vvisit_counterTÜM ZAMANLAR168025
1904 EDİRNESİ'NDE RAMAZAN VE BAYRAMLAR PDF Yazdır e-Posta
Administrator tarafından yazıldı.   
Cuma, 10 Eylül 2010 13:03

 

 

 

Edirne'nin, 106 yıl öncesine; bir ramazan ve bayram gü­nüne Ekrem Demiray ile gitmiÅŸseniz eÄŸer, gerek kaynak güvencesi, gerekse anlatım gü­zelliÄŸi olarak, onun yazdıkların­dan daha iyisini aramamalısı­nız... Ekrem Demiray bir Kuvay- ı Milliyeci, Trakya PaÅŸaeli Cemiyeti aktif üyesi, 1930,dan 1935'e kadar bu kentin belediye baÅŸkanıdır. 

Mustafa Kemal hareketi ile Trakya Paşaeli ilişkisinde iletişim sorumluluğunu o yü­rütmüştür. Ve bilinir ki; Kara Vasıf ın ünlü Ka­rakol Cemiyetinin has adamlarındandı...

Bitmedi...

 

 

 

 

TEVAZU DOLU BİR YAÅžANTISI VARDI 

O ayrıca, TBMM'nin yedinci döneminde Edirne'yi bir milletvekili olarak temsil etti.

Yıllarca Beden Terbiyesi Bölge Müdürlü­ğü görevinde bulunduğu için, onu bu tevazu yüklü yaşamı içinde tanıyan Edirneliler, hep benzer yanlışın içine düşerler ve onlar için De­miray, eski Kapalı Spor binası yanındaki evde, ömür tüketen bir emekli müdür olarak kalmıştır... Ama o, Edirne'yi çok özel yanlarıyla anlatan, yazılara döken biridir de...Keşke, Damla dergisi dışında da ve daha fazla yazmış olsaydı...

 

ADINI ATACAK YER YOK 

O yıllarda Edirne'de elektrik yoktu... Bu yüzden Ramazan gün­lerinin en kalabalık camileri durumundaki Se­limiye ile Eski Cami'de, zeytinyağı yakılır ve bu yolla aydınlandırdı.

Fakat ayrıca belirtelim ki; o günlerde Eski Cami, daha çok gündüzleri, Selimiye ise, ge­celeri çok kalabalık olurdu.

Eski Cami'de, meşhur vaizlerden Aksekili Mehmet Efendi (ki Edirneliler ona Konyalı Hoca derlerdi) Debreli Adem Efendi, Hadımlı Abdülbacı Efendi, Abdullah Efgani, Mevl- evihan İzmirli Hakkı Efendi'nin, ikindi namazı sonrasındaki vaizlerinde adım atacak yer bulamazdınız. Bunlara, papazdan dönme Sabri Efendi'yi de eklemeliyiz.

Ya güzel sesli hafızlar!   Bunların sayısını " ellli kadardılar "  diyerek  ifade eder  Demiray.....

 

Bu hafızlar, muhtelif saatlerde mukabele okurlardı ki, mest ederlerdi.

Büyük bölümü, Kirişhane Mektebi Mu­allimi, meşhur Ali Efendi'nin öğrencileriydi ve aralarında Tekirdağ'daki Tokatlı hoca efendinin talebeleri de bulunmaktaydı.

Kalabalık yerlerin satıcısı da bitmez. Bu yüzden, Selimiye'deki akÅŸam kalabalıklarını karşılayanlar arasında daima birkaç ÅŸekerci gö­rürdünüz. 

RAMAZANDA DA BAYRAM YERİNE DÖNERDİ

Ve sübyecileri...

Bu türlü şeylerin satıldığı yerlerse, ço­cuksuz olmaz... Onların bağırış çağırışları arasında Selimiye'nin önü her teravih önce­si ve sonrasında bayram yerine dönerdi.

Peki, mahyacılar!

Ramazan7m on beşinden sonra, Selimiye minareleri arasına güzel vecizeli mahyalar ku­rulurdu.

Mahyacı Niyazi Efendi'nin imzasını taşırdı bu mahyalar ve en büyük yardımcısı da tel­graf hat çavuşluğundan emeldi Muhittin ça­vuş idi.

Davulcu, Ramazan'ın  on beÅŸinden sonra bahÅŸiÅŸ toplamaya çıkardı ve mahalle bekçisiyle birlikte maniler okuyarak gezerlerdi: Besmele ile çıktım yola, Selam verdim saÄŸa sola, A benim güzel sultanım, Bayramın mübarek ola.

BU ÜNLÜ KARAZGÖZCÜ KADİR 

Karagözcü mü? En ünlü Karagözcü, Kadir'di... O öldükten sonra kardeşi Veysel sür­dürmüştü bu güzel Türk geleneğini. Şöyle diyor Demiray, o günler için: Nevcivan olur ki, hatra gelen bin civan de­ğer.

Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer. Ramazan'da; iftar ve sahurdan sonra, Kı­yık ve Hıdırlık tabyalarında top sesleri du­yulurdu. Hiç kuşku yok; Edirne, henüz bir Bul­gar işgali yaşamanın dokuz yıl öncesindeydi ve mutlu günlerindeydi...

Yunan işgali ise, on alti yıl uzağmdaydı Edirne'nin ve eğer o günlerde yakın gelecek­te bir Yunan işgali yaşanacak denmiş olsa; Al­lah bilir, nasıl bir tepki alırdı.


OKULLAR ÖĞLEDEN SONRA AÇILIRDI ORUÇ TUTMAYANLAR HAPSEDİLİRDİ

 

Evet!

Bir askeri bölgede olan Edirne'de; bayram günleri, beş vakit namazda, Hıdırlık ve Kıyık tabyalarında toplar atılır­dı.

Ve bir uygulama yaşanmaktaydı ki, buna göre Ramazan döneminde, okullar ve resmi daireler öğleden sonra açılır, yatılı mekteplerde talebeye, kışlalarda ise askere iftar ve sa­hur yemekleri çıkardı...

Bu iyi...

Ama bir de kötü uygulama vardı ve buna göre "aşikâ­re oruç yiyenler görüldüğü takdirde, bayramın birinci gü­nüne kadar hapsedilirlerdi. Üstelik ceza kanununda buna da yer vardı/'

Çünkü o yıllar hilafet yıllarıydı ve tıpkı, savaşlı günler­le birlikte işgallerin yaşanacağı hayal bile edilmediği gibi, Ata­türklü bir laik cumhuriyet Türkiye'si de yoktu gündemde...

Her neyse!

Edirne'nin, 1904'de yaşanan ramazan ve bayramlarını anlatarak, o günleri bu güne taşıyan, Ekrem Demiray a, ve­sile ile teşekkür etmeli, onu saygı ile selamlamalıyız.

 

Son Güncelleme: Cuma, 10 Eylül 2010 16:39